İnsan hakları için, insan onuruna yakışır koşullarda çalışmak ve yaşamak için; eşitlik, özgürlük, adalet ve barış için, emeğin Türkiye’sini kurmak için mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz!
 
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, savaşın vahşetini insanların belleklerinden silmek amacıyla Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından, #10Aralık 1948 tarihinde "İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi" yayımlanarak tüm dünyaya ilan edildi. Ve Evrensel Bildirge’nin kabul günü olan 10 Aralık günü, "Dünya İnsan Hakları Günü" olarak kabul edildi.
 
İnsan, haklarıyla insandır. Bu haklar ırkına, diline, dinine bakılmaksızın herkesin sahip olduğu haklardır, bir bütünün parçalarıdır ve birbirinden ayrılamaz.
 
İnsan Hakları Bildirgesi'ne göre, "emek" en yüce değerdir. Evrensel Bildirge'nin 23’üncü maddesi, biz işçileri çok yakından ilgilendirmektedir:
 
“1. Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.
2. Herkesin, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.
3. Çalışan herkesin, kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak düzeyde, adil ve elverişli ücretlendirilmeye hakkı vardır; bu, gerekirse, başka toplumsal korunma yollarıyla desteklenmelidir.
4. Herkesin, çıkarını korumak için sendika kurma ya da sendikaya üye olma hakkı vardır.”
 
Türkiye, Bildirge’nin kabul edilişinden 1 yıl sonra metni imzalamasına rağmen bu haklar ülkemizde ne yazık ki kâğıt üstünde kalmaktadır. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından hazırlanan Küresel Haklar Endeksi’ne (2024) göre ülkemiz, işçiler için en kötü 10 ülke arasındadır.
 
Ülkemizde sendikaya üye olma hakkı, sendika kurma hakkı, toplu sözleşme hakkı ve grev hakkı başta olmak üzere pek çok temel hak saldırı altındadır. Dahası sendikal faaliyetler suçmuş gibi gösterilmekte, sendikacılar hapse atılmaktadır. Son olarak konfederasyonumuz DİSK’in Genel Başkan Yardımcısı ve Genel İş Sendikası Genel Başkanı Remzi Çalışkan ile DİSK Çukurova Bölge Temsilcisi Kemal Göksoy, soyut iddialarla gözaltına alındı ve tutuklandı.
 
İşte sendikal haklara yönelik tüm bu ihlal ve baskıların sonucunda bugün milyonlarca işçi anayasal hakları olan sendikalaşma hakkına erişememekte; düşük maaşlara, kötü çalışma koşullarına, iş kazalarına ve iş cinayetlerine mahkûm edilmektedir. Öte yandan, her şeye rağmen on binlerce işçi sendikal haklarına sahip çıkarak insanca koşullarda yaşamak ve çalışmak için mücadeleye devam etmektedir.
 
Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi koşullar gün geçtikçe ağırlaşıyor. IMF direktifiyle uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olarak hayat pahalılığı her geçen gün artıyor, enflasyon ve adaletsiz vergilerle halkın alım gücü yok ediliyor.
 
Bu ağır tabloya bir de bölgemizdeki savaşlar eklenmiş durumda. Bu savaşlarda en çok ezilenlerin; yani işçi ve emekçilerin, kadınların, çocukların, yoksulların zarar gördüğü biliniyor. Savaşın acılarını silmek için hazırlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin yıldönümünde, Filistin’de katledilen insanların sayısı 45 bine dayanmış durumda. Günümüz dünyasında ne yazık ki, uluslararası sorunların çözümünde barış politikaları ve uluslararası hukukun temel yaklaşımları değil, dünyaya egemen olan ülkelerin güce ve çıkara dayalı politikaları esas alınıyor.
 
DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası olarak tüm bu olumsuz tabloya karşın işçi sınıfının tarihsel mücadelesinde karamsarlığa asla yer olmadığının bilincindeyiz. İnsan hakları için, insan onuruna yakışır koşullarda çalışmak ve yaşamak için; eşitlik, özgürlük, adalet ve barış için, emeğin Türkiye’sini kurmak için mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz!
 
BİRLEŞİK METAL-İŞ GENEL YÖNETİM KURULU
 
 

Diğer yazılar