MESS üyesi olup, 33 gündür grevde olan GE Grid Solutions işyerinde dün yapılan toplantı ile anlaşma sağlandı. BİZ KAZANDIK!
MESS’in daveti üzerine dün (14 Ocak 2025 Salı) saat 10.00’da başlayan ve uzun saatler süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerine; sendikamızın Genel Başkanı Özkan Atar, Genel Sekreteri Ali Çeltek, Gebze 1 Nolu Şube Başkanımız, sendikamızın uzmanı ile GE Grid Solutions fabrikasının bütün işyeri temsilcileri katıldı.
Görüşmede gelinen aşama heyetimiz tarafından ayrıntılı olarak değerlendirildi ve bu değerlendirmeler sonrasında üyelerimizin de onayı ve memnuniyetiyle sözleşmenin imzalanması kararlaştırıldı.
İmzalanan toplu iş sözleşmesi ile işyerinde ortalama ücret, yüzde 27’lik vergi dilimine göre 1 Eylül 2024 tarihi itibariyle net 54.300 TL oldu.
Sosyal haklarda da önemli kazanımlar sağlandı.
MESS’in 3 yıllık TİS dayatması ve esneklik içeren maddelerinin tümü geri çektirildi ve kazanılmış haklardan taviz verilmedi.
Haksız ve hukuksuz grev yasağına ve tüm zorluklara rağmen 33 gündür onurlu grevlerini sürdüren GE Grid Solutions işçileri, bu kararlı mücadelelerinin sonucunda haklarını aldılar.
Böylece, üyelerimizin hukuksuz grev yasağına karşı direnişini sürdürdüğü son fabrikada da toplu iş sözleşmesi imzalanmış oldu.
Şimdi sıra, yasal grevini sürdüren Green Transfo işçilerinin toplu sözleşmesinde…
Sözleşmemiz, başta GE Grid Solutions işçilerine olmak üzere tüm metal işçilerine, sendikamıza ve Türkiye işçi sınıfına hayırlı olsun.
İtalya FIOM CGIL Sendikası tarafından düzenlenen, konuşmacıları arasında sendikamızın Genel Başkanı ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı Özkan Atar'ın da yer aldığı "İkiz Geçiş Sürecinde Sanayi Politikaları ve İşçi Hakları - Ekolojik ve Dijital Dönüşüm" başlıklı konferans bugün gerçekleştirildi. Fransa CGT, İspanya CC.OO, Almanya IG Metall sendikalarından da konuşmacıların katıldığı konferansta, sanayi politikalarının işçi sınıfının çıkarına nasıl yeniden şekillendirilebileceği tartışıldı.
Genel Başkanımız Özkan Atar, yaptığı konuşmada, “Sanayi politikalarının bugün karşı karşıya olduğu iki büyük dönüşümden, dijitalleşme ve ekolojik geçişten bahsediyoruz. Ancak bu dönüşümler, yalnızca teknolojik ve çevresel boyutlarıyla ele alınamaz. Esas mesele, bu değişimlerin işçilerin haklarını, yaşam standartlarını ve toplumun genel refahını nasıl etkileyeceğidir” dedi.
Bazı neoliberal iktisatçıların “iklim kriziyle mücadelenin önündeki engelin işçi sınıfı olduğu” yönündeki söylemlerini eleştiren Atar, “İklim krizinin ardında yatan gerçek neden, bir avuç kapitalistin kâr hırsıdır. 1988 yılından bu yana dünya genelindeki sera gazı emisyonlarının yüzde 70’inden fazlasının sorumlusu, sadece 100 fosil yakıt şirketidir. Zaten kendi varlığını sürdürmesinin tek yolu kâr oranlarını artırmak olan, kâr maksimasyonundan başka bir şey düşünmeyen, bunun için emeği ve doğayı sınırsızca sömürmekten çekinmeyen kapitalizmden başka türlüsü beklenemezdi” ifadelerini kullandı.
Kapitalist sistemden kurtulmanın, insanlık olarak kendi yok oluşumuzdan kurtulmanın yegâne yolu haline geldiğini vurgulayan Genel Başkanımız, sanayide ekolojik dönüşümün faturasının da işçilere kesilmek istendiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu dönüşüm, aynı zamanda işçi haklarını koruyacak, ilgili sektörlerde çalışan işçilerin refahını garanti alacak şekilde mi gerçekleşiyor? Sorunun cevabı malum. Ama tam da bugünlerde sendikamız bunun çok somut bir örneğini yaşıyor. Bir kısmınızın bildiği gibi sendikamız, aralarında Schneider Electric, GE Vernova ve Hitachi Enerji’nin de olduğu trafo üreticilerinde geçen ay greve çıktı. Bu şirketler enerji sektörünün dönüşümünde anahtar role sahipler. Ancak yeşil dönüşümden çok yüksek paylar alacak olan bu şirketlerde çıktığımız grev, kısa süre sonra metal işverenleri örgütünün lobisi sonucunda Cumhurbaşkanı tarafından ‘milli güvenliğe zarar verdiği’ gibi sahte bir gerekçeyle yasaklandı. Yani dünyanın dört bir yanında kamu kaynaklarıyla finanse edilen enerji dönüşüm projelerinde önemli pay alan bu trafo üreticisi şirketler, Türkiye’de işçilerin grev haklarını kullanmalarını engellemek için Erdoğan Hükümeti’nin antidemokratik grev yasağının arkasına saklandılar. Ancak sendikamız bu grev yasaklarını tanımadı ve bir manada, üyelerimiz tarihi bir görev üstlenerek Türkiye’de grev yasaklarını fiilen işlevsiz hale getirdiler. Ve bu mücadelemizin sonucunda birçok şirkette kazanımlar sağlayarak toplu sözleşmeler imzaladık, devam eden grevlerimizi de güçlü bir şekilde sürdürüyoruz.”
MESS üyesi olup 25 gündür grevde olan Schneider Elektrik’te, dün yapılan toplantı ile anlaşma sağlandı.
MESS’in daveti üzerine dün (6 Ocak 2025 Pazartesi) saat 10.30’da başlayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerine; sendikamızın Genel Başkanı Özkan Atar, Genel Sekreteri Ali Çeltek, Manisa Şube ve Gebze 2 Nolu Şubelerimizin başkanları, sendikamızın uzmanı ile Schneider işletmesinin bütün sendika temsilcileri katıldı.
Görüşmede gelinen aşama heyetimiz tarafından ayrıntılı olarak değerlendirildi. İşyeri temsilcilerimiz İşyeri Komitesinin bütün üyelerini bilgilendirdi, İşyeri Komitemiz ise gelinen aşamayı üyelerimiz ile ayrıntılı olarak paylaştı. Bu değerlendirmeler sonrasında üyelerimizin de onayı ve memnuniyetiyle sözleşmenin imzalanması kararlaştırıldı.
MESS son olarak grev öncesi yüzde 40 ücret zammı teklif etmişti. Bugün yapılan görüşme sonucunda Schneider Elektrik’te toplu iş sözleşmesi şu şekilde bağıtlandı:
Ücret Zammı:
• Birinci 6 ayda; ortalamada ele geçecek ücret ve aylık ödemeler net 56.200 TL oldu.
• İkinci 6 ayda (2025 yılı 1 Mart tarihinde) ise ortalamada ele geçecek ücret ve aylık ödemeler net 71.150 TL olacak.
MESS’in 3 yıllık TİS dayatması ve esneklik içeren maddelerinin tümü geri çektirildi ve kazanılmış haklardan taviz verilmedi.
Haksız ve hukuksuz grev yasağına ve tüm zorluklara rağmen 25 gündür hakları için onurlu bir direniş sürdüren Schneider Elektrik işçileri, bu kararlı direnişleri ve mücadeleleri sonucunda haklarını aldılar.
Sözleşmemiz, başta Schneider Elektrik işçilerine olmak üzere, tüm metal işçilerine ve işçi sınıfına hayırlı olsun.
Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama 2.341 TL’dir. Bu harcama sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır.
2003 yılının mart ayında 4 kişilik bir aile, günlük minimum 15.3 TL’ye sağlıklı beslenebilirken, bugün ancak 78.04 TL’ye sağlıklı beslenebilmektedir.
Birleşik Metal İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), Mart 2020 dönemi için açlık ve yoksulluk sınırı verilerini hesapladı. Hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için, günlük en az 78.04 TL, aylık 2.341 TL’lik harcama yapması gerekiyor. Buna göre yetişkin bir kadının sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük harcama tutarı 20.21, yetişkin bir erkeğin 20.86, 15-18 yaş arası bir çocuğun 22.22, 4-6 yaş arası bir çocuğun ise 14.74 TL. Bu verilere göre yoksulluk sınırı da 8 bin 98 TL oldu.
Tablo 1- Sağlıklı beslenmek için yapılması gereken asgari zorunlu gıda harcamaları
Not: Yuvarlamalardan kaynaklı toplamda farklılıklar olabilmektedir.
Dört kişilik bir ailede her ferdin sağlıklı beslenmesi için alması gereken gıdaların minimum maliyeti yaşa ve ürün grubuna göre farklılık gösteriyor. Günlük harcamalarda Mart 2020’de en yüksek maliyet grubunu peynir/çökelek grubu 18.97 TL’lik harcama gereksinimi ile oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 15.19 TL oldu. Süt ve yoğurt için yapılması gereken harcama tutarı 9.33, sebze ve meyve için yapılması gereken harcama miktarı 13.21 TL, ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 4.88 TL’dir. Katı yağ 3.99 TL’lik, sıvı yağ ise 1.36 TL’lik masraf yapılması gereken ürün gruplarıdır. Yumurta için 0.88, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 3.57 TL harcama yapılması gerekmektedir.
Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda süt ve süt ürünlerinin payı yüzde 36.3 ile en yüksek paya sahiptir. Sebze ve meyvenin harcamalar içindeki payı yüzde 16.9 olmuştur. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı yüzde 26.5 ile ikinci sıradadır.
Açlık sınırı 2003 yılı Mart ayında 459 TL idi. Buna göre 17 yılda açlık sınırındaki artış yaklaşık 5.1 kat oldu. Aynı dönemde resmi enflasyondaki artış ise 4.6 kat olarak gerçekleşti.
Araştırma kapsamında üç büyük ile ait Mart 2020 dönem açlık ve yoksulluk sınırları rakamları da hesaplanmıştır. Buna göre İzmir'de açlık sınırı 2 bin 554 TL olarak belirlenmiştir. İzmir, İstanbul açlık sınırı 2 bin 512 TL'lik açlık sınırı ile takip etmektedir. Ankara'da ise açlık sınırı 2 bin 292 TL olarak tespit edilmiştir.
Araştırma kapsamında önemli sanayi merkezlerindeki açlık sınırları da belirlenmiştir. Buna göre Bursa, Eskişehir ve Bilecik bölgesinde açlık sınırı 2 bin 376 TL, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova bölgesinde açlık sınırı 2 bin 413 TL, Zonguldak, Bartın ve Karabük bölgesinde açlık sınırı 2 bin 361 TL, Adana ve Mersin bölgesinde açlık sınırı 2 bin 211 TL olarak belirlenmiştir.